Hereke İmalat Tekniği
Hereke halıları benzersiz bir imalat yöntemiyle yaratılır. Tezgahın hazırlık aşaması dünyada kullanılan diğer hazırlama tekniklerinden farklıdır. Öteki halı tiplerinde çözgüler (boyuna atılan iplikler) basitçe yana yana yerleştirilirken, Hereke halısında iki dizi çözgüden ilki, iplikleri sarmak için gerekli olan ikinci dizinin önüne atılır. Hereke yöntemi ikinci bir atkının (çözgüler arasına yatay atılan iplikler) atılmasını mümkün kılar; daha incedir ve halının tahrip olması durumunda düğümleri dağılmasını önleyecek şekilde zik-zaklıdır. Bu dokuma şekli, Hereke dokumacılığını benzerlerinden ayıran önemli bir farktır.
Hereke halılarına Türk düğümü kulllanılarak çifte düğüm atılması, ürünün ömrünü uzatır. (Yan taraftaki resimde kırmızı düğümler Hereke halılarında, yeşil düğümler Anadolu halılarında kullanılan düğüm şeklidir. Düz dokumalar ise kilim dokumasıdır.) Çifte düğüm, kuvvetle çekildiğinde çözülebilen tekli düğümden farklı olarak çözülmez veya yerinden çıkmaz. Çifte düğüm, düğüm sırasına 90° açıyla duran tekli düğümün aksine düğüm sırasına 45°' lik bir açıyla durur. Tek düğümlü halılar kullanım kullanımla parlar ve kolayca yıpranır. Hereke ipek tekniğindaki 45°'lik açı, aksi yönlerden bakıldığında halının farklı görünmesini sağlar. Doğal ipeğin içindeki lifler, ipliğin parlak görünen yüzey lifleri ile kıyaslandığında, daha koyu bir renk taşır ve bu fark bakanın konumuna bağlı olarak halının görüntüsünün değişmesine nedene olur.
Hereke halısı saf ipek veya yünden dokunur. Hereke ipek halıları ipeğinden dokunur. Hereke yün halısı, daha yüksek gerilme kuvvetine dayanan, daha sık ve ömürlü bir ürün olması için, pamuk atkı ve çözgüleriyle imal edilir. İstifteki düğümlerde yüksek kaliteli yün kullanılır. Hereke yün halılarındaki düğüm yoğunluğu halının her yerinde metrekare başına 360,000 ila 400,000 düğümdür. Hereke ipek halılarında metrekare başına 1 ila 1.2 milyon düğüm bulunur. Usta bir dokumacı, 1 milyon düğümden oluşan bir Hereke halısını ortalama bir yılda dokur.
Hereke halısındaki düğümler, her düğüm sırası tamamlandığında demir bir tarak yardımıyla sağlamca sıkıştırılır. Bu işlem düğümleri hizaya sokar ve halının yoğunluk ve sağlamlığını artırır. Bu yapıldıktan sonra, ön ve arka çözgüler arasına yatay bir iplik geçirilir. Tezgahta, düğümlerin atıldığı alanın üzerinde bulunan tahta çivi grubu yukarı kaldırılarak arka çözgülerin öne gelmesi sağlanır. Daha sonra ikinci atkı iki çözgü sırası arasından zikzak yaparak geçirilir. Çivi grubu tekrar aşağıya alınır ve iki yatay sıra demir tarakla sıkıştırılır. Artık bir düğüm sırası oluşturan çifte düğümün uçları özel makaslar yardımıyla özenle traşlanır. Bu işlem her tek sıra düğüm atılması sonrasında tekrarlanır.
Hereke halılarının %100 el yapımı olduğu Hereke Halıcılar Derneği'nce verilen bir hakikililik belgesiyle tescil edilir.
İpek üretiminin pek az insan tarafından bilinen uzun ve renkli bir tarihi vardır. Ticari açıdan önemli birçok ipek böceği çeşidi olmasına rağmen, Bombyx mori en yaygın ve derin inceleneni ve yetiştirme tekniği en çok geliştirilmiş olanıdır. Bu böcek ait olduğu Bombycidae familyasının yaşayan tek türü olup, o kadar uzun bir süredir evcilleştirilmektedir ki muhtemelen artık doğal şartlarda hayatta kalması mümkün değildir.
Çin kaynaklarına göre, ipeğin Bombyx mori den üretilmesinin keşfi MÖ 2700 yıllarına gider. İpek üretimi ilerleyen yüzyıllarda Çin'e yayılmış ve ipek diğer ülkelerden çok rağbet gören kıymetli bir meta haline gelmiştir. MÖ 139 yılında Doğu Çin'den Akdeniz'e uzanan dünyanın en uzun yolu açılmıştır. Altın ve yeşim gibi kıymetli malların yanısıra, yeni fikirler ve dinler de bu yolu katetmişlerdir. Bu yol, adını en önemli metasından alan, tarihiyle ünlü "İpek Yolu"dur.
Bilgilerini gizli tutmalarına rağmen, Çinliler ipek üretimi üzerindeki tekellerini kaybetmeye mahkumdu. MS 300'den hemen sonra ipekçilik Avrupa'ya ulaştı. İmparator Justinianus, ipek böceği yumurtalarının iki keşiş tarafından kamış bastonların içinde Çin'den gizlice çıkarılmasından sonra ipekçiliğin sırlarını Roma İmparatorluğu'na kazandırdı. 18. ve 19. yüzyılda, Avrupalılar ipek üretiminde önemli ilerlemeler kaydetti. 1801'de Joseph Jacquard adlı bir Fransız sonraları zamanla işkoluna yayılacak resimli ipek dokuyan yeni makinesini sergiledi. Büyük Fransız alimi Louis Pasteur, dönemin salgın hastalığının, yetişkin ipek güvelerinin mikroskopta incelenmesinden ibaret bir yöntemle kontrol altında tutulabileceğini 1870'de göstererek ipek endüstrisinin imdadına koştu.
Günümüzde ipek üretimi eski çağ tekniklerinin ve modern çağ yeniliklerinin bir karışımıdır. Üretimin ilk aşaması, hastalığa dayanıklı olduğu öteden beri bilinen, ipek böceği yumurtalarının kuluçka evresidir. Daha sonra larvalar hazırlanmış dut ağacı yapraklarıyla beslenir ve dördüncü evresinden sonra yakınlara yerleştirilen bir dala tırmanarak ipekten kozalarını örmeye başlarlar. İpek, larvaların kafasındaki iki tükrük bezinden salgılanan elyaflı protein ve iki iplikçiği birbirine yapıştıran “serisin” adlı bir sakıztan oluşan, iplikçiği kesintisiz bir liftir. Kozalar içindeki kelebekler buharla öldürülerek yetişkin evreye geçmeleri ve ipek ağını delerek iplikçikleri birbirine karıştırmalari engellenir. Kozalar daha sonra sıcak suda yumuşatılarak serisinden arındırılır ve iplikçikler çözülür. İplikçikler tek tek su kaplarındaki kozalardan çekilir ve ham ipliği oluşturmak için birleştirilir. Bu iplik çeşitli kılavuzlar üzerinde gerdirilerek son aşamada makaralara sarılır. Kurutulur; kalitesine göre paketlenerek nihayetinde pazarlamaya uygun hale getirilir.
|